Anayasa Mahkemesi(AYM) Başkanı Haşim Kılıç Günlerdir beklenen kararı açıkladı. AYM yine yanlış yaptı. O yanlış kararlara bir tane daha ekledi. AYM referandum süreci ile ilgili olarak esasa girdi ve Anayasa’yı bir kez daha çiğnedi.
HSYK ve AYM ile ilgili yapılmak istenen değişikliklerde seçim usullerine yönelik bazı kısımlar iptal edildi. Fakat bu karar referanduma giden süreci etkilemeyecek. Dolayısıyla HSYK ve AYM’ nin yapısal değişiklikleri aynen olduğu gibi yine referanduma sunulacak.
AKP her ne kadar AYM yetkisini aştı, esasa girdi dese de sonuçtan, çıkan karardan memnun oldu.
AYM’nin bu son kararı AKP dışında demokrasi ve özgürlüklerden yana olanların oluşturduğu EVET cephesini de memnun etti.
Anayasa Değişiklik paketini mahkemeye götüren CHP ve RED cephesi ise bu sonuçtan memnun olmadı. Bu noktadan sonra RED cephesi AYM’nin aldığı kararın siyasi olduğu üzerinden kampanya yürütecektir.
AYM hangi kararı alırsa alsın bir taraf sonucu devamlı siyasi olarak görmeye başlamış durumda. Bu durum bile Anayasa’nın ve AYM’nin yapısının değiştirilmesinin gerektiğinin açık bir ifadesi değil mi?
Karar siyasi olsa da olmasa da kesin olan bir şey var o da AYM’ nin almış olduğu kararın kesin olması ve bu kararlara itiraz yolunun olmadığı gerç
367 kararı yanlış olduğu halde itiraz edilemediği gibi, 411 kararında yaşandığı gibi bu karara da kimsenin itiraz etme hakkı yok.
AYM bu kararı ile 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak referandumun önünü açtı.
Bu karar aynı zamanda AKP’nin yapmış olduğu Anayasa Değişiklik paketinin AYM’ce onaylandığı anlamı da gelecektir. AKP’yi sistemle problemli olarak görmek ve göstermek isteyenler buna mesnet olarak hep AYM’nin kararlarını gösteriyorlardı. AKP hakkında parti kapatma ile ilgili AYM’ nin vermiş olduğu ceza ortada.
Ama bu defa AYM tersi bir karar aldı. Ve bu kararla AYM hem referandumun önünü açtı hem de cezalandırdığı bir partinin yapmış olduğu Anayasa değişiklik paketinin oylanmasına onay verdi. RED cephesi çok açık bir şekilde kaybetti. Hem de referanduma gitmeden önce kaybetti. Bu noktadan sonra ne CHP’ nin ne MHP’ nin ne de BDP’nin RED kampanyası yapmasının bir anlamı yok. Böyle bir kampanya yapmak kendi partilerine zarar vermekten başka bir şeye yaramaz.
AYM Anayasa Paketi ile ilgili maddelerde hiçbir değişiklik yapmadan referanduma ışık yakmış olsaydı böyle bir sonuç AKP’ yi memnun edebilirdi. Ama muhalefet bu durumda referandumu seçim kampanyasına dönüştürebilirdi. CHP Kılıçtaroğlu ile bir çıkış yakaladı. CHP’liler Baykal ile yakalayamadığı İktidarı Kılıçtaroğlu ile yakalamak istiyorlar. CHP’nin yakaladığı bu rüzgâra tırmandırılan terörün beslediği ortamda yükselişe geçen MHP’nin rüzgârı da eklendiğinde referandumda RED cephesi ciddi bir oy toplayabilir ve referandumun sonucu RED olabilirdi. Tabiî ki böyle bir sonuç AKP’nin de sonu olurdu.
AYM’nin aldığı bu karar en çok CHP’nin sonrada MHP ve BDP’nin siyasi manevra alanın daralmış oldu.
Bu noktadan sonra RED cephesinin AKP’ye muhalefeti sağlıklı bir zeminde devam ettirmesi ve genel seçimlerde iktidarı zorlamasının tek bir ihtimali var: referandumda Anayasa Paketine EVET demekten geçiyor. Muhalefete rağmen halktan EVET oyu alarak geçen bir Anayasa Değişikliğinden AKP güçlenerek çıkar.
Muhalefet AKP’yi iktidardan götürmek istiyorsa bunun tek yolu AKP’den daha demokrat, daha özgürlükçü, daha ümit vadeden siyaset anlayışından geçtiğini kabul etmek zorunda.