Geçmişin izlerini yakın coğrafyamıza ayak bastığınızda anlıyorsunuz. Geçmişle aramıza çekilen onca suni perdeye rağmen yaşadığımız tarih geçmişin canlı köklerini barındırıyor. Bu canlılığı görmek için Osmanlı devletinin hüküm sürdüğü yakın coğrafyayı ziyaret etmekte fayda var.
Arnavutluk bu açıdan bakıldığında ecdadımız nakış nakış işlediği bir tarihi dokuyu barındırıyor. Kültürel doku bize ait binlerce izler taşıyor.
Meşhur “Üsküdar’dan İstanbul’a yol gider Çavuşum “ şarkısının aslında Üsküdar ilçesinden surlarla çevrili İstanbul’a seyahat olmadığını anlıyorsunuz. Üsküdar’dan İstanbul’a yolculuğun 15 yy da sallarla yapıldığını hatırlarsak, sal ile yapılacak seyahatin yol olarak şarkılarda dile gelmesi mümkün değil. Arnavutlukta Üsküdar namında bir şehir var. Bu seyahati dile getiren şarkı olsa olsa Arnavutluk’ daki Üsküdar şehrinden İstanbul’a şeklinde olduğunda anlam kazanıyor.
Malum, Arnavutluk Fatih sultan Mehmet’in İtalya’yı fethi için stratejik bir yer idi. Ortodoksluğun merkezi olan İstanbul’u fethettikten sonra Katolikliğin merkezi olan İtalya’nın fethi de Arnavutluğun kontrolünden geçiyordu. İtalya için ise Arnavutluk, Osmanlıya karşı bir kale hüviyeti taşıyordu. Bu nedenle Papalık İtalya’sı Arnavutluğu kontrol altında tutmaya çalışmıştır. Burada İskender bey faktörüne değinmeden olmaz.
İskender Bey, İtalyanların kullandığı bir lider. 1404 yılında Arnavutluk`ta doğan ve Osmanlı sarayında yetişen Gjergi Kastiroti`nin adı Fatih Sultan Mehmet`in babası II. Murad zamanında ``İskender Bey`` olarak değiştirildi. Yeniçeri olarak yetiştirilen, İslamiyet`i kabul eden ve Fatih Sultan Mehmet`le aynı hocalardan ders alan İskender Bey`e, daha sonra Sırbistan ve Anravutluk Sancak Beyliği verildi. Osmanlı ordusu ile birçok savaşa katılan ve önemli başarılara imza atan İskender Bey, kendisine Arnavutluk`un özerk yönetiminin verilmesini istedi. Bu isteğinin kabul edilmemesi üzerine Osmanlı`ya karşı savaş açan, daha sonra da Hristiyan olan İskender Bey, II. Murad ve Fatih Sultan Mehmet zamanında 25 yıl boyunca Arnavutluk`un bağımsızlığı için mücadele verdi. Papa 3. Kalikst tarafından kendisine, ``Osmanlı akıncılarını bozguna uğrattığı için Mukaddes Mekanın Genel Komutanı`` unvanı verilen İskender Bey, Fatih tarafından düzenlenen 2. Arnavutluk seferi sırasında hastalanarak 1468`de öldü.
Bu süreçte papalık tarafından kullanıldığı ifade edilmektedir. Kruya’ da arkasını dağa yasladığı kalesinde Osmanlı’nın ölünceye kadar ilerlemesini durdurmuştur. Bir anlamda Osmanlı’nın İtalyayı fethinin önündeki engel olarak durmuştur. Papalık tarafından desteklendiğinin delili şudur ki ölümünden sonra İskender Bey’e bağlı olan iki yüzbin Arnavut italya’ya kaçmıştır.
Osmanlı devleti Arnavutluk’tan balkan savaşları esnasında çekilirken adını tarihe yazdıracak bir kahramanın ismi vefa olarak İşkodra’ daki Türk okuluna verilmiş. Bu kahraman Türk paşasının adı Hasan Rıza Paşa. Savaşlar esnasında işkodrayı kahramanca savunmuş ve halkın sevgisini kazanmış. Şu söz O’na ait:
“İşkodra bizim için yarın mezarımızda olabilir zaferimizde. Ama asla utancımız olmayacak!”.
H. Rıza Paşa, Karadağlılar ve Sırplara karşı Arnavutları Osmanlılar tarafına çekmek için gayret sarf ediyordu Ancak Arnavutlarla yapılacak antlaşmanın ayrıntılarını görüşmek üzere Esad Paşanın evine giderken, 30 Ocak 1913 günü akşamı tertiplenen bir sûikast neticesinde silâhlı üç kişi tarafından vurularak şehid edildi Aynı Esat Toptani Sultan II. Abdulhamit Han’ın halli için huzuruna gelen heyetin içerisinde de görüyoruz. Kaderin cilvesine bakınki ikitdar hırsıyla ülkesini düşmanlara peşkeş çeken bu hain, 19 Mart 1921 de Paris sokaklarında gezerken bir Arnavut ögrenci tarafından öldürülmüştür.
Komünist rejimin kol hüküm sürdüğü Enver hoca döneminde Arnavut halkının klasik düşman korkusuyla fakirlik içerisinde yaşamaya mahkum olduğunu görüyoruz. 3.5 milyon nüfusa sahip Arnavutlukta Enver hoca tarafından “Bunker” tabir edilen yarım kubbe şeklinde 700 bine yakın sığınağın yapıldığı ifade ediliyor. Halkın meşgul edilebilmesi için verimsiz dağlık arazilerde tarım yaptırıldığı söyleniyor.
Aslında, kontrol altına almak isteyen tüm ülkelerde korku imparatorluğu üzerinden gücünü dayatanların hep aynı klasik oyunu oynadığını görüyoruz.
Arnavutluk’ ta 1968-1978 yılları arasında işkodra’da 36 cami yıkılmış. Su altında kaldığı için yıkılmayan tek camide özgürlük hareketi Hafız Sabri Koçi’ nin Cuma nazmı kıldırmasıyla başlıyor. Yıllarca hapis ve zindan hayatı yaşayan hafız Sabri Koçi, bir gün önce suikasta kurban gider düşüncesiyle halk tarafından gizleniyor. Ertesi gün mahşeri bir kalabalık Cuma namazına katılıyor. Hatta Cuma namazına katılan kalabalığın %15-20 ‘sinin yönetimden bıkan Hıristiyanlar olduğu söyleniyor.
Arnavutluk, gezip görmeyenler için gerçekten tarihi levhaların yeniden canlanması, geçmişin canlı damarlarıyla irtibata geçmek için gezmek gerekiyor. Ülkenin değişik yörelerinde kurulmuş bulunan türk teşebbüslerin kurduğu okul ve üniversitenin Arnavutluk’un her yönden gelişmesi açısından hayati bir adım olduğu görülüyor.